Öylebir düğümki hiç çözülmüyor
Gözyaşlarıyla bir kağıda çizilmiyor
Öyle bir düşmanki hiç yenilmiyor
Olmuyor kolsuz kanatsız uçulmuyor
Gözlerimde yüzünü çıkar al
Aşk yalansa her mevsim sonbahar
Yaşanacak daha bir ömür var
Yıkılacak kalın bir duvar
ASK GUNAH OLMAYACAK KADAR MASUM,KOLE OLMAYACAK KADAR OZGUR,UNUTULMAYACAK KADAR DERIN,UMULMAYACAK KADAR YAKIN,TEK BASINA YASANMAYACAK KADAR TAKIMDIR...
Yalnızlığa gömüldüğün bir akşamda, güneşin geç doğduğu soğuk bir sabahta özlediğinde ve ağladığında sıcak bir ele hasret kaldığında beni hatırla hep seninleyim...
Birgün hayatin bütün güzelliklerinden vazgeçip ölüme sessiz sedasiz gitmek istersen, yanima gel ki sana sensiz yasamanin, sensiz olmanın ölüm oldugunu göstereyim...
HaksIzLIk Önünde EgiLmem Çünkü HakkImLa ßeraßer Gururumuda Kayßetmiş Olurum..ßen Tekim ßenim ßeyaz Sayfamda KaLemimde SiLgimde
SevdikLerimin ELinde..ßen YazarIm ßen SiLerim!’
Yaşadığım her acının sonuna
Mutlaka iliştiriyorum seni
Cümlelerimin en görünmez yerine
Her derdimi anlatıyorum
Ve alamıyorlar ismini ağzımdan
Saklanıyor anlamın kelimelerimde
Hep yaşadığımı
Anlayacaksın okuduğunda
Hüzünlerim eğitildi çünkü
Kalbinin anaokulunda
Hataydı
Bırakmak sana korkusuzca
Aşkımın çocukluğunu……
qüneş Neden Serin
Kaç Yürek Götürdün
Mavi bulutlara şiirler yazdım
Bestesini kırlangıçlar yapacak
Sen okurken benim şarkılarımı
Her mısrada birer yıldız kopacak.
Gözlerden gönüle dökülen yaşın
Kaç ölüme bedel bir tek damlası
Güneş neden serin,rüzgarlar sıcak
Bana mı yolladın tuttuğun yası
Kaç hasret sığdırdın gönül heybene
Kaç yürek götürdün çekip giderken
Duydun mu göklerin ağlamasını
Elini uzatıp “elveda” derken
Bu gün bir çiçekçinin önünden geçerken içeride bir çiçek gördüm, Sanki dünyanın en güzeli benim der gibiydi o gülü sana yollamak isterdim ki yanıldığını anlasın <<<< AŞKIM >>>>
Eey mezarcı; bir mezar kaz ki iki kişilik olsun, etrafında renk renk çiçekler olsun, ben yatayım yanımda sevdiğim olsun , istersen tüm varlığım senin olsun...
Nereden bilecektin seni sevdiğimi Hiç fısıldamadım ki kulaklarına aşkımı Senin için Günlerce gecelerce ağladım Nereden bilecektin Hiç silmedim ki yanında gözyaşlarımı..
Ağlayışımm terk edip gidişine değil. Ben, sensizken, senden diye sensizliğini de sevmiştim. Sen, seninle, seni de sensizliğini de alıp gittin...
Sevgi ¿ Nefret Midir ¿ Sevgi ¿ Seni Seviyorum Demek Midir ¿ Sevgi ¿ Yanında Olabilmek Midir ¿ Sevgi ¿ Seninim Diyebilmek Midir ? Sevgi Sen Yokken Seninle Yaşayabilmektir
Ölümsüz Dünyada... Ecel Ol AL BENİ... Nefessiz Zordayim... Zamansız Bir Mekanda... Çıkmaz Bir Yoldayim... Amansız İsyanda... Ecelim OL BENİM..
Sen Olsan Aynı Şeyi Yaparmıydın ?
İki sevgili bir motosikletin üzerinde 180 km hızla giderken aralarında
şöyle bir konuşma geçer.
Kız : Lütfen yavaşla, ben korkuyorum
Delikanlı : Hayır, bak ne kadar eğlenceli
Kız : Lütfen, lütfen, çok korkuyorum
Delikanlı : Peki beni sevdiğini söyle
Kız : Seni çok seviyorum, lütfen yavaşla
Delikanlı : Şimdide bana sıkıca sarıl
(Kız delikanlıya sıkıca sarılır)
Delikanlı : Kaskımı alıp kendine takar mısın?. Başımı çok sıktı..
Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıktı:
Motosiklet, fren arızası nedeniyle bir binaya çarptı. Üzerinde 2 kişiden
sadece biri kurtuldu.
Oysaki gerçek hiçte gazetelerde yazdığı gibi değildi. Yolun yarısında
delikanlı frenlerin bozulduğunu anlamış ama bunu kıza belli etmek
istememişti.
Bunun yerine kızdan kendisini sevdiğini söylemesini ve kendisine son defa
sarılmasını istemişti. Sonra da kendi ölümü pahasına kızın başlığını
takmasını ve hayatta kalmasını sağlamıştı. İşte gerçek aşkın anlamı da
buydu ...
ßëñ Sëñî øñLar gîßî UcuZ ßar Kô$ëLërîñDëkî HësaPLarDa DëgîL,Yûcë ßîr DaVañIñ OrtasIñDa DîMDîk A¥akta ßuLDuM Rëîs.ßakI$LarIñ DëLîP Gë¢ërkëñ NaMërtLîgî,YûrûDûñ tøZLu ¥øLLarDa VaZgë¢MëDîñ GôrDûM Rëîs.KuruLurkëñ TuZakLar ArD ArDa VururLarkëñ Sëñî,GôZûñû ßîLë KIrPMaDIñ,gûLDûñ Gë¢tîñ Rëîs..

Konuşacaksan öyLe Bir KonuşKi , Inanayım . AqLatacaksan öyLe Bir aqLatKi , Susmayayım . Gideceksen öyLe Bir GitKi , öLümüne Unutayım ; Ama Seveceksen öyLe Bir SevKi , KonuşsanDa , GitsenDe , AqLatsanDa Seni Yüreqimde Yaşatayım..!
Belki sisLi 1 kıs gecesi Belki soguk 1 Sohbahar ceSedimi buLacakLar camurLar araSinda 1eLinde reSmin 1eLinde Silahi var diyecekLer Ama Sen inanmayacakSin Sonra kalkip bana geLeceksin eqiLip SariLacaksin O Soguk Vücuduma iSte o An 1 fiSilti DuyacakSin DudakLarimdan '''ELveda'''
Boşver, Kızlar Ağlasın.
Sana Gözükmeden Ağlayan, Senindir !!!
Ve Birinin Sana Ne Verdiği Değil,
Senin İçin Neleri Feda Edebileceği Mühimdir...!!!
Ben sensiz geçen günlerime yanarken,
Belki sen bensizliğe sevineceksin..
Ama şunu unutmaki birtanem;
Birgün sen de SEVECEKSİN !!!
Bizler umutsuzluğun olduğu yerde,umudumuzu kaybetmeden yürümeyi biliriz. Her yürüdüğümüz yolda Çakıllar,her durduğumuz yerde Çakallar olsa ne yazar!Ya ölümüne Severiz,yada tek kalemde Sileriz!Tarihi Biz Yazdık..Tarihtende Biz Sileriz
Değmez…
Ne çok aşk için harcıyoruz yüreklerimizin nefesini…
Ne çok aşk sözcüğü söylüyoruz bazen… Sanki hayatımız bunun üzerine kurulu gibi…
Ne çok yansıyoruz, Ne çok yanılıyoruz ve ne çok yok oluyoruz insanların gözbebeklerinde…
Değmez…
Ne çok aşk için ipotek ettiriyoruz yüreklerimizin değerini…
Ne çok borçlanıyoruz karşılıksız aşk senetlerine…
Sahte paralar gibi sahte insanlarda geçiyormuş aşk alışverişlerinde…
Belki de parayı bir türlü sevemediğimiz için ayırt edemiyoruz sahtesini…
Ne Paranın…
Ne İnsanın…
Ne de Aşkın…
Ne çok kavruluyoruz iç yangınlarımızda…
Her defasında gözbebeklerimizde başlıyor aşk yangını…
Ve bir tek kıvılcım ile alevlerin komşu evlere sıçraması gibi kısa sürede tüm bedenimize yayılıyor…
Değmez…
Ne çok aşk için solduruyoruz içimizdeki bahar çiçeklerini…
Kopartılsa bile yerinden, her bahar yeniden açacağını biliyoruz aslında…Herşeye Rağmen bu Umut değil mi bize?…
Değmez…
Ne çok aşk için yoruyoruz yüreklerimizi…
Kavgadan yeni çıkmış delikanlı, geç kaldığı için evine telaşla dönen genç kız,
plastik topunun peşinden gün boyu koşturan çocuk, dik merdivenleri çıkan yaşlı bir insan gibi…
Nefes nefese ve Yorgun…
Ne Çok “SENİ SEVİYORUM” lar tükeniyor düşünsenize…
Aslında Her Defasında Biz Tükenirken……….
Seni görmedigim günler bir çakir dikeni büyüyor gözbebeklerime bir çocuk aglamasi basliyor kulaklarimda uzun uzun ellerim biryerlere yapisiyorya ayaklarim o benim zavalli ayaklarim öyle saskin öyle kararsiz öyle çaresizki seni görmedigim karanliktayim katran gecelerdeyim cehennem misali bir yerdeyim birdemir nasil paslanirsa bir elma nasil çürürse iste öyleyim.SENI ÖZLEDIM SENI SEVIYORUM
Cellatlar yine basladilar infaza herkes cezasini çekiyordu getirdiler bir günahkar dediler ne yapmis hirsizlik atin atese bir günahkar daha getirdiler dediler bu ne yapmis dediler yalan söylemis onu da atin atese bir günahkar daha sordular bu ne yapmis dediler SEVMIS bunu atmayin bu zaten yanmis
Bir gün dilenci gibi gelecegim kapina ürkerek basacagim zile anne bir dilenci diyeceksin para vermek isteyeceksin param var diyecegim bir dilim ekmek uzatacaksin karnim tok diyecegim öylese ne istiyorsun diyeceksin ben yillar önce çaldigin kalbimi geri ver geri ver diyecegim
“sevmek” dedim
“sevmek ? ” dedim ;
” yoluna ölmek ” dedi;
” yol ? ” dedim;
” alıp başını gitmek ” dedi.
” gitmek ? ” dedim;
bir ” ahh… ” cekip: ” dostlardan ayrılmak ” dedi.
” dost ? ” dedim;
durdu bana bakti, ” dost … ” diye mirildandi ve ” yüregıme nasıl koysam bılemedıgım ” dedi.
” yürek ? ” dedim;
” dünyaları içine sığdıramadığım ” dedi.
” dünya ? ” dedim;
” hayatın bır yüzü ” dedi.
” yüz ? ” dedim;
” ardında ne gizli bilemediğim ” dedi.
” giz ? ” dedim;
” hep çözmeye çalıstığım ” dedi.
” çalışmak ? ” dedim;
” bitmeyecek öykü ” dedi.
” öykü ? ” dedim;
” binlercesini içimde gizliyorum” dedi.
” gizlemek ? ” dedim;
” işte herşeyin bitimi ” dedi.
” şey ? ” dedim;
” sevda ” dedi.
” peşinden koştuğum ” dedi.
” koşmak ? ” dedim;
” hayat bir maraton ” dedi.
” hayat ? ” dedim;
” öyle kısa ki … ” dedi.
” niçin kısa ? ” diye sordum;
” yaşanacak cok şey var, zaman yok ” dedi.
” yaşanması gereken ne var ” diye sordum;
” aşk ” dedi.
” kaç kere ? ” diye sordum;
” bin kere ” dedi, ” milyon kere … ”
” neden bir kere değil ? ” diye sordum;
” bütün aşkların toplamı, sonradan ulaşırsın en yücesine aşkın ” dedi.
” önce ona varsam olmaz mı ? ” diye sordum;
” keşke olsa ” dedi, ” ama önce yorulmak gerek ”
” acı çekmek mi ? ” diye sordum;
” evet, aşk açısından yok olmak ” dedi.
” yok olunca ? ” dedim;
” işte gerçek askı o zaman yaşamaya başlarsın ” dedi.
” gerçek aşk ? ” dedim;
” büyük o ! ” dedi.
” durdum. durdum. ve sustum…
” neden sustun ? ” diye sordu;
” yüreğim titredi sanki ” dedim.
” neden ? ” diye sordu;
” bilmiyorum ” dedim. ” büyük o ! ”
” evet ” dedi, ” büyük o ! ”
” nerede ? ” diye sordum;
” her yerde ” dedi.
” nasıl ? ” diye sordum;
” yüregini aç ! ” dedi.
” yüreğimi açmak ? ” dedim;
” bir tebessüm ile bak her şeye ” dedi.
” tebessüm ? ” dedim;
” her kapının anahtarı ” dedi.
” kapı ? ” dedim;
” girmeden bilemezsin ” dedi.
” ya korku ” dedim;
” bilinmeyenden korkar insan ” dedi.
” ben bilmiyorum ” dedim;
” neyi ? ” diye sordu;
” ben i ” dedim;
” niçin ? ” diye sordu;
” ben kimim ? ” diye sordum;
” sevgiyle beslenensin ” dedi.
” kimin sevgisiyle ? ” diye sordum;
” o nun ” dedi.
” durdum. durdum. yine sustum.
” kimsin ? ” diye sordum;
” sen im !! ” dedi…
ChatLaQ
HAYIR BU SEFER DEĞİL
HAYIR HİÇ BİR YERE GİTMİYORSUN
Ve Sen Gidiyorsun;
Bu koca şehrin suskunluğunu, çırpınışlarını, sessiz ve derinden çığlıklarını, haykırışlarını, kalp sancılarını arkanda öksüzce ve yetim bırakarak..
Ve Sen Gidiyorsun;
Rüzgarların saçlarını savurmasına aldırmadan, ıslak caddelerinin ayaklarını kaydırmasına bakmadan, çakan şimşeklerin korktucu gürültüsünden korkmadan…
Ve Sen Gidiyorsun;
Kimselere hesap vermeden ve kimselere hesap sormadan, öylece sessizliği kendine gard alarak…
Ve Sen Gidiyorsun;
Çantanı koluna takarak, yüreğini kaldırım köşesine atarak ve mevsimleri birbirine katarak…
Ve SeN Gidiyorsun;
Yüzüme bile bakmadan, bana bir veda bile etmeden, haberler bile salmadan ve kaldırımlara attığın yüreğini bile bana bırakmadan…
Ve Sen Gidiyorsun;
Ama ben gittiğini bile bilmiyorum, seni bekliyorum ha geldi, ha gelecek diyorum baş ucuma ama sen lanet olasıca tıkanıp kaldığım bu hastenenin kapısına bile uğramıyorsun…
Ve sen gidiyorsun;
Kuşlar uğramıyor artık penceremin yanına, rüzgar esmiyor da getirmiyor kokunu daha…Anlıyorum o dakika ters bir şey olduğunu da ben yine de tüm sukunetimle seni bekliyorum işte…
Ve Sen Gidiyorsun;
Bir postacı geliyor yanıma, başını eğmiş ” geçmiş olsun, size bir mektup var” diyor, seviniyorum, buruk bir ifadeyle gülümseyip “artık ben gideyim” diyor…
Ve Sen Gidiyorsun;
Mektubu açıyorum binbir sabırızlıkla, önce mektubu alıyorum elime, sonra ise yatağıma düşen yüzüğünü… Anlam veremiyorum ve mektubu okuyorum tüm şaşkınlığımla…
Ve Sen Gidiyorsun;
Giderken de bana hatıra olarak sadece bu sayfada ki kahrolasıca sözleri bırakıyorsun… Bitti diyorsun ne kadar da kolay diyorsun, bu gidişinin hastalığımdan kaynaklanmadığını söylüyorsun, ne peki onu bile sormama izin vermiyorsun..
Ve Sen Gidiyorsun;
Kuşlar konuyor penceremin yanına nemli gözlerle bana bakıyorlar, pencereye çıkıyorum ölümüne de olsa bu kalkışım ama ben aldırmıyorum…İşte o anda seni görüyorum hastanenin önündeki cadde de…
Ve Sen Gidiyorsun;
Onca çırpınışlarıma, “SENİ SEVİYORUM” demelerime ve gözyaşlarımı dökmeme rağmen arkana bir an olsun bakmadan gidiyorsun işte…
Ve Ben Gidiyorum;
Bu çivisi çıkmış dünyayı sana bırakarak, beddularımı üzerinde tutarak ve son nefesimde bile olsa “SENİ SEVİYORUM” diyerek gidiyorum işte, gidiyorum….
VE Sen Gidiyorsun….
Ve Ben Gidiyorum…
